EKOKIRIM

HomeUfuk Kekül'ün Köşe YazılarıAnasayfa

        EKOKIRIM

Avrupa  doğaya, çevreye, insana, canlı cansız varlıklara ekolojik sisteme zarar verdiği için HES teknolojisinden vaz geçti.    2000’li yıllardan sonra

Bekir Bayram’dan “Gerçek Gazetecileri Destekleyin” çağrısı
TMO’nun satış kararı fındık fiyatını düşürdü. Nurittin Karan’dan çağrı: “Vazgeçin”…
Giresun Belediyesi’nde toplu iş sözleşmesi imzalandı

Avrupa  doğaya, çevreye, insana, canlı cansız varlıklara ekolojik sisteme zarar verdiği için HES teknolojisinden vaz geçti.    2000’li yıllardan sonra bu teknolojiyi Türkiye’ye sattılar. Siyaset desteğiyle oluşan, arkalarında çok uluslu şirketler olan gözü aç, doymaz müteahhit guruplarına derelerin peşkeş süreci böyle başladı.

Hiçbir planlama yapılmadı. Ruhsatlar kapanın elinde kaldı Su gibi aziz en değerli varlığımız, ulusal üstünlüğümüz,   elimizden kayıp gitti.  Birkaç yöre dışında bu tehdite karşı ses çıkmadı, itiraz eden, tepki gösteren olmadı. Üç kuruşlukenerjiyle doğa değişildi.

Şimdi Giresun’un dereleri de HES işgali altında. Piraziz’den Çavuşlu’ya kadar olan alanda dağlardan doğan sular yataklarından denize özgürce ulaşamıyor. Yüzlerce HES  engeliyle karşılaşıyorlar. Akan suyu tutarak 5 kilometrelik bir alana alıp yüksek düşürerek enerji elde ediyorlar, devlete satıyorlar, bize elektrik ve fatura olarak geri dönüyor. Olan bize ve doğamıza oluyor.  İşin özeti bu.

Giresun’da 100’e yakın HES var. 5 KM ile bu sayıyı çarptığınız zaman susuz kalan alanı bulur, facianın boyutlarını, vahim durumu anlarsınız.  O kadar alanda sadece şirketin insafına kalmış can suyu akıyor.
Derelerin içindeki flora, etrafı ve yöresindeki iklim, bitki örtüsü değişiyor, deniz de beslenemiyor. Çocukluğumuzdaki 26 çeşit balıktan 5-6 çeşiti kaldı. Yavaş yavaş ölüyor her şey. Çölleşiyoruz. Heyelanların, taşkınların, sellerin, hastalıkların ve bütün diğer kötülüklerin müsebbibi bu durumdan. Doğanın ayarları bozuldu.

Derelerin suyundan sonra sıra dağların cevherlerine geldi. Yeni belamız bu. Delik deşik ettiler, aynı vahşilik ve acımasızlıkla…

MAPEG verilerine göre, Giresun yüzölçümünün %85’i madenlere ruhsatlı. Şimdilik 720 adet 4. grup maden arama, işletme ve ihale ruhsatlı işletme var ilimizde.  Her taraf kazılıyor. Aslında mezarımız kazılıyor.

‘Vahşi Madencilik’ deniyor buna. Yani bilimden, akıldan, teknolojiden uzak, ekolojiyi  yok ederek cevher elde etmeyi açıklıyor bu kavram. Kapitalizmin açlığını, zalimliğini ifade ediyor.
Ben ekokırım diyorum buna.

2021 yılında Şebinkarahisar ilçesi, Yedikardeş köyü yakınlarında faaliyet gösteren kurşun, çinko, bakır ocağına ait tesisin maden atıklarının depolandığı atık barajı duvarında çökme yaşandı, binlerce ton ağır metal içerikli kimyasal atık önce Darabul Deresi’ne ardından da Kelkit Vadisi’ne yayılarak Kılıçkaya Barajı’na ulaştı. 4 bin 500 ton zehirli atık  tarım arazileri ve su kaynaklarının kirlenmesine neden oldu.

Bugünlerde  Doğankent’in Çatalağaç köyünde benzer bir durum yaşanıyor. Bir iktidar partisi milletvekiline ait maden ocağı binbir türlü alevera dalevera ile işletiliyor. İmtiyazlarla ayrıcılıklı muamale, sınır, kanun kural tanımadan ekokırıma devam ediyor.
İzinsiz kaçak atık havuzu orada da var. Çevreye verdiği tahribatlar nedeniyle yöre halkı tarafından defalarca kez protesto ediliyor ama maden ocağının bölgedeki su havzalarına ağır metal içeren maden atıklarını boşaltıyor.
Sesleri duyan yok. Valilik, kaymakamlıklar şirketlere çalışıyor.   

Son haber de Dereli’den geldi. Maden sahasına ilişkin ruhsat, resmiyette Dereli ilçesi Eğrianbar Köyü sınırlarında ama Yeşiltepe, Meşeliyatak, Yıldız köyleri ile Sütlüce ve Bahçeli mahalleleri de etki altında ve temiz su kaynakları, yaşam alanları yok olma tehlikesi altında. Bir mücadele süreci de orada başlayacak. Takip edeceğiz; Dereli Belediye Başkanı , Duroğlu Belediye Başkanı HES’ler kurulurken ki aymazlıklarını tekrar edecekler mi?

Sıra Dereli’den sonra başka yerlere de gelecek, biz sustukça… Yeryüzü cenneti Giresun ekokırıma kurban gidecek.

COMMENTS

WORDPRESS: 0
DISQUS: