PRANGALI BASIN/UFUK KEKÜL

HomeUfuk Kekül'ün Köşe Yazıları

PRANGALI BASIN/UFUK KEKÜL

Yalaka, yandaş, sırtı sıvazlanan,cebine harçlık konulup yanağından makas alınan beslemeden gazeteci olmaz. Gerçeğin üstünü açan, hakikatlerin görünmes

GİRESUN ‘BÜTÜNŞEHİR’ OLUYOR
GİRESUN ÜNİVERSİTESİ’NDE ATATÜRK PANELİ
GENÇLİK MERKEZİ ‘RANTA’ DEĞİL GİRESUNSPOR’A…

Yalaka, yandaş, sırtı sıvazlanan,cebine harçlık konulup yanağından makas alınan beslemeden gazeteci olmaz. Gerçeğin üstünü açan, hakikatlerin görünmesini sağlayan kişiye bir duruşu, inancı, ilkesi olan ve muhalif olana, kamunun çıkarlarını savunan kişilere gazeteci denir. Türkiye’de gazeteci oldun mu, ya öldürülürsün, ya cezaevlerinde çürütülürsün, ya da işsiz, aç, yoksul bir hayata mahkum edilirsin veya susturulursun…

Sayımız az…Saymazımız az.

İsmail Saymaz,  gazetecidir..  İnsan hakları ihlalleri, Ali İsmail Korkmaz’ın katletilmesi, İŞİD cinayetleri, tarikat yurtlarında cinsel taciz, deprem yolsuzlukları…Sayısız, çok önemli haberlere imza atmış  soruşturmacı gazetecilik yapan, eğilmeyen, bükülmeyen örneklerden birisidir O.

Gösterilenin arka tarafını anlatır bize.

Şimdi bir kumpas kuruldu. O’na yargı yoluyla….Haksız, hukuksuz, mesnetsiz iddialardan oluşan uydurulmuş suçlarla…Gezi olaylarıyla ilişkilendirilmek isteniyor.  O süreçte haber amaçlı görüşmeleri bahane edilerek İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafınfan “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım etmekle” suçlanıyor.
Gezinin hala kendiliğinden gelişen demokratik bir kamuoyu hareketi olduğunu kabul etmek istemiyorlar. Örgüt şeması peşindeler. Bir örgüt ki lideri, parasal kaynakları, literatüre göre bir ismi, iktidara gelme hedefi yok. Sadece Anayasal bir hak olan gösteri hakkını kullanmış tanınmış kişiler bu şemadalar. Gezideki ağaçları savunmuşlar ve bu da devleti yıkma teşebüsü imiş!
İsmail de orada imiş…

Yargılam bahane…

Amaç  yaptığı haberlerle itibar kazanmış, inanırlılığı, güvenirliliğini kanıtlayarak haber kaynakları,kişi ve kurumlarla ilişki ağı kurmuş bir gazeteciyi pasifize etmek. O’nun  nezdinde hepimize gözdağı vermek, düşünceyi susturmaktır. Bilgilendirme, eleştirme, gerçeği bilme hakkından herkesi mahrum bırakmaktır.

Siyasi parti genel başkanları, belediye başkanlarıları, milletvekilleri, akademisyenler, bürokratlar ve öğrenciler…Onları da yazacağız, konuşacağız ama İsmail’in o hepimizin içini acıtan o prangalı fotoğrafı tarihsel özellik, belge niteliği taşımaktadır. Bu dönemi pek çok şeyle ama en çok bu fotoğrafla anımasayacağız. Ona bakarak olanı biteni ve Türkiye’nin siyasal rejimine ad koyacağız. Ayaklarına pranga takılmış, ev hapsiyle özgürlüğü kısıtlanmış, sessizliğe mahkum edilmiş, mesleğinden uzaklaştırılmış bir gazetecinin o fotoğrafına bakarak demokrasi var demeyeceğiz. İsmail’in prangası hepimizin ayaklarındadır.

Son söz; unutulmamalıdır ki; basın özgürlüğünden yana olmayan, gazetesine, gazetecisine sahip çıkmayan toplum demokrasisini, cumhuriyetini, dilini, aklını, yüreğini hatta geleceğini kaybeder.

Türkiye’de yaşanan budur. Basın özgürlüğü İstibdattan bile geriye gitti.Gazetecilik suçtur artık. Bu suçu işlemeye devam edeceğiz. Mesleğimiz bu.

İyi bayramlara…

COMMENTS

WORDPRESS: 0
DISQUS: